SEBAHAT ÜNAL:TÜRKİYE’DE İYİ ŞEYLER OLMUYOR

Deniz GEZGİNCİ: Sebahat Ünal kimdir ?

Sebahat ÜNAL: Almanya’ya ikinci nesil gelen göçmen bir ailenin kızıyım. 1971 senesinde annem burada olduğu için Türkiye’de tek başıma yaşayamayacağımdan dolayı, 18 yaşını da doldurmadığım için ister istemez  gelmek zorunda kaldım. Burada ilk dönemlerim benim için çok zor geçti. Daha sonra iki kültürde büyümenin avantajlarını keşfetmeye başlayınca buradan keyif almaya başladım.

Deniz GEZGİNCİ: Tiyatro’ya nasıl bulaştınız, sahnenin tozunu ilk olarak ne zaman yuttunuz?

Sebahat ÜNAL: Ankara Sanat Tiyatrosu’ndan Cumhur Atalan arkadaşımız buraya gelmişti ve tiyatro yapmak istiyordu. Münih’te ilk kez Türkçe tiyatroyu o yapmıştı ve onunla birlikte amatör tiyatro hayatım başladı. Birlikte çok güzel şeyler yaptık. Daha sonra Erman Okay ile birlikte Türkçe ve Almanca olarak tiyatro yapmaya başladık. O da bizim için çok iyi bir deneyimdi. Böylece tiyatroya bulaşmış oldum.

Deniz GEZGİNCİ: Tiyatro Pedagogu’nun açılımını yapabilir misiniz ?

Sebahat ÜNAL: Ben bu işi daha çok okullarda veya derneklerde çocuklara ve gençlere yönelik yapıyorum. Tiyatronun çocukların eğitiminde çok önemli bir yere sahip olduğunu düşünüyorum. Çocuğun kendini daha iyi ifade etmesi, özgüveninin sağlanmasının tiyatro eğitimi ile sağlandığını düşünüyorum. Her okulda yer alması  gereken bir ders olması gerektiğini düşünüyorum.

Deniz GEZGİNCİ: Gençlerle de çalışıyorum dediniz.  Gençlerin tiyatroya ilgisi nasıl ?

Sebahat ÜNAL: Gençlere ilk başta tiyatroyu anlattığım zaman pek sıcak yaklaşmıyorlar ama işin içine girince “keşke devam edebilsek” diyerek tiyatrodan üzülerek ayrılıyorlar.

Deniz GEZGİNCİ: Tiyatro çalışmalarına daha çok Alman ailelerinin çocukları mı ilgi gösteriyor yoksa bunlar arasında Türk ailelerinin çocukları da var mı ?

Sebahat ÜNAL: Çoğunlukla göçmen çocuklarına yönelik çalışmalar yapıyoruz. Türklerin ilgisi de özel durumlara göre değişkenlik gösteriyor. Örneğin bir kız grubumuz var çoğunluğu Türklerden oluşuyor. Onların aileleri o kadar memnunlar ki her sene oyunların devam etmesini istiyorlar. Çocuklarının ne kadar ilerlediğini görüyorlar. Bu da hem bizi hem de çocukları mutlu ediyor.

Deniz GEZGİNCİ: Sizi aynı zamanda sahnede de görüyoruz. Biraz oyunculuğunuzdan da bahsedebilir misiniz ?

Sebahat ÜNAL: Yusuf Demirkol’un inisiyatifinin kurucuları arasında yer alıyorum. Çok uzun yıllar beraber oynadık ancak ben şuan biraz kendimi geri plana çektim.

Deniz GEZGİNCİ: Geçtiğimiz günlerde Türkiye’de her şey yolunda adında bir oyun sahnelediniz. Sizce Türkiye’de gerçekten her şey yolunda mı ?

Sebahat ÜNAL: Bence değil. Türkiye’de büyümüş ve Türkiye’nin gündemini her zaman yakından takip eden birisi olarak  bunu kendimde söyleme hakkını görüyorum. Türkiye’de şuana kadar bu kadar yargısız, demokrasisiz bir dönem yaşadığımı hatırlamıyorum. Şuan Türkiye’de yargının yok olduğu, demokrasinin yok olduğu, özgürlüklerin yok olduğu bir dönem yaşıyoruz. Böyle bir dönemi cunta döneminde bile yaşamadık ki cunta hiç iyi bir şey değildir ama şuanda ki durum cuntayı bile solladı diyebilirim. Ülkemi çok seven biri olarak böyle güzel bir ülkenin daha güzel şartlarda olmasını istiyorum. Umarım Türkiye’de ki durum tekrar düzelecek ve biz bunları göreceğiz. Yılmak yok, mücadeleye devam.

Deniz GEZGİNCİ: Sadece tiyatro yapmıyorsunuz çok değerli isimleri de Münih’e getiriyorsunuz. Geçtiğimiz günlerde organize ettiğiniz Nihan ve The Single Camels’ta bunlardan birisiydi. Biraz da bu yöndeki çalışmalarınız hakkında bilgi alabilir miyim ?

Sebahat ÜNAL: Bir birey olarak yaşıyorsan politikaya bağlısın demektir. Bir göçmen olarak burada benim de seçme hakkım var. Burada yaşayan insanlarımızı bazen anlamakta güçlük çekiyorum. Örneğin burada yaşayan insanlarımızın çoğu eğer seçme hakkı varsa SPD’yi seçer, Yeşilleri seçer hiçbir zaman Hristiyan Demokratları seçmezler. Ama buradaki insanlarımız  Türkiye’de - ki seçim sonuçları da öyle gösterdi -  şu andaki rejimi destekleyen insanlar. Ben bunu hiç anlamıyorum. Çünkü biz yabancı bir ülkede yaşıyoruz ve demokrasinin ne kadar önemli olduğunu, ayrımcılığın ne kadar kötü bir şey olduğunu biliyoruz. Burada bunu birebir yaşamış insanlarız.

Deniz GEZGİNCİ: O gün sahnede bir Türk kızı olmasına rağmen, Türkçe şarkılar söylenmesine rağmen konseri izlemeye gelen Almanların sayısı Türklerden çoğunluktaydı. Sizce bunun nedeni nedir ? Türkler kendi değerlerine sahip çıkmıyorlar mı ?

Sebahat ÜNAL: Eğitim düzeyi de çok önemli. Burada bu kadar Türk yaşıyoruz ama kendi aramızda da büyük farklar var. Herkes tabii ki aynı düşünmek zorunda değil ama hepimizin bir noktada bir araya gelmesi gerekiyor. Burada oyun politikası ancak 15-20 senedir konuşuluyor. Burada yaşayan göçmenler kendi hallerine bırakılmışlar, kendi içlerinde kalmışlar. Bazıları da 50 sene önceki Türkiye’de kalmış burada Almanya’yı da yaşamamış.

Deniz GEZGİNCİ
munihinsesi.com / özel