MÜNİH ALEVİ DERNEĞİ BAŞKANI MUSA ÇELİK İLE DEPREMİ KONUŞTUK

Deniz Gezginci: Münih Alevi Topluluğu olarak deprem çalışmalarında nasıl bir strateji izlediniz?

Musa Çelik: Benim için yoğun bir gün olacaktı. Oğlumun ameliyatından dolayı deprem sabahı hastaneye gitmek zorundaydım. Hastane yolunda deprem haberleri alınca inanamadım. İlk gelen görüntüleri görünce hem şaşırdım hem de “biz acaba yaşadıklarımızdan ders almadık mı?”  diye kendi kendimi sorguladım. Türkiye tamamen bir deprem bölgesi olduğundan dolayı bu depremlere neden hazırlıklı olmadığımızı anlamış değilim. Canlarımız ölmek, hayatlarını kaybetmek zorunda değildi.  

Deniz Gezginci: İlk şoku atlattıktan sonra neler yaptınız ?

Musa Çelik: Münih Alevi Toplumu olarak ilk şoku atlattıktan sonra hemen seferber olduk. Çok kısa sürede derneğimizi açtık, maddi manevi ne gerekiyorsa, tüm desteğimizi elimizden geldiğince sunacağımızı beyan ettik. Bir kampanya başlattık. Yediden yetmişe kadar herkes bu kampanyada yer aldı. Yaklaşık 48 saatin içinde 80 ton depremzedeler için malzeme topladık. Bunları ambalajladık ve tek tek kamyonlara yükledik. Depremden 48 saat sonra iki tırımızı Türkiye’ye, deprem bölgesine ulaştırmak üzere yola çıkardık. En çabuk zamanda gereken yerlere bu malzemeler ulaşır diye umut ediyoruz. İnsanlara bir damla da olsa bir katkı sunabileceğimiz için umutluyum. Önemli olan o insanlara biran evvel o yardımın ulaşması.

Deniz Gezginci: Tırlardan haber alıyor musunuz? AFAD Ekiplerinin ikinci el giysi malzemesi taşıyan tırları bölgeye sokmadığı şeklinde bir haber dolaşıyor.

Musa Çelik: O tür bilgiler bize de geldi. Münih Alevi Toplumu olarak bu tırlarla beraber iki tane canımızı görevlendirdik. Onlar uçak ile Türkiye’ye gitti. Kapıkule’de tırları karşılayacaklar. Biz sayın Türkiye Cumhuriyeti Münih Başkonsolosumuzun yaptığı toplantıya da bizzat kendimiz katıldık. Orada konsolosluk yetkililerinin bize verdiği yazı doğrultusunda, Alman makamlarından tırın içinde ne olduğuna dair belge hazırlandı. Bu belgeyle birlikte tırlarımızı yola çıktı.

AFAD’ın ikinci el malzemeleri kabul ediyor mu konusunda kesin bir şey söyleyemem çünkü elimde resmi bir veri yok. Şu an için her şey varsayım. Biraz da kirli bilgi olabilir. Başkonsolosluğumuzla yaptığımız konuşmada yardım malzemelerinin karton halinde olması, kolilerin dışında poşetleri kabul etmiyoruz dediler. Bizde o gün bize söylenenleri tek tek yerine getirdik.

Deniz Gezgini: Bundan sonraki çalışmalarınız nasıl olacak?

Musa Çelik: Uzun soluklu olmamız lazım. Başımıza gelen felaket öyle günübirlik ya da bir hafta da bitecek bir felaket değil. Kayıplarımızın sayısının çok yüksek olacağını düşünüyorum. Bunu söyleyince kimse yanlış anlamasın. Gerçeklerden kimse kaçamaz. Ulaşılmayan köyler, ilçeler, büyük binalar var. Önemli olan buralara biran evvel ulaşmak ve bu yardımı oralara götürmek. Bu insanların belki bir sene yardıma ihtiyacı olacak. Bu sürecin uzun soluklu planlanması lazım. Umut ediyorum ki bütün canlar uzun soluklu düşünecek. Günü kurtarmayalım bence canları kurtaralım. O da ancak uzun vadeli olur.

Deniz Gezginci: Bu felakette bir kez daha gördük ki Münih toplumu yine bir acıda birlik oldu, seferber oldu. Bu tabloyu görmemiz için her zaman acılarda mı buluşmamız gerekiyor?

Musa Çelik: Yaşadığımız toplumda Aleviler hiç kimseyi ötekileştirmedi, ne yazık ki ötekileştirilen sürekli Aleviler oldu. Aslında hiç kimsenin birbiriyle böyle bir sorunu yok. Kesinlikle yok. Bu felakette bir kez daha gördük. Münih Alevi Toplumu çatısı altında can cana insanlar birlikte kartonlar, koliler hazırladı. Hiçimse kimseyi kimliğinden dolayı, inancından dolayı sorgulamadı. Türk müsün, Kürt müsün, Alevi misin, Sünni misin? Hiç öyle bir şey olmadı. Burada gerçekten çok güzel bir örnek ortaya çıktı.

Deniz Gezginci: Umuyorum öncelikle Münih’teki Türk toplumu olarak bu acılarda birleştiğimiz gibi normal hayatta da birleşmeye başlarız. O kolileri birbirimize uzatırken el ele verdiğimiz gibi normal hayatta da el ele veririz. Deprem sürecinde Münih’te gördüğüm bu manzara beni çok umutlandırdı. Siz neler düşünüyorsunuz?

Musa Çelik: Bu konuda size de teşekkür ediyorum böyle bir konuya dikkat çektiğiniz ve özellikle gözden kaçırmadığınız için. Biz Aleviler, Sünniler, Türkler, Kürtler, Almanlar o kolileri birbirimize uzatınca aslında insanlığın ne olduğunu gördük. Birlikte hareket etme noktasında bir araya gelebildiğimizi gördük. Bu bağlamda inşallah yaşadığımız ülkede olsun, dünyada olsun bir daha böyle felaketlerin yaşanmaması dileğiyle.  Depremde hayatını kaybeden canlarımızın toprağı bol, devri daim olsun diliyorum. Geride bıraktığı ailelerine Allah sabırlar versin. Bunun yanı sıra çok yaralımız var onlara da acil şifalar diliyorum. Umut ediyorum ki gereken yardım gereken şekilde biran evvel hızır gibi yetişir. Bizim burada yaptığımız kampanya toplumsal bir kampanyaydı. Bütün halinde hareket ettik. Sizin de dediğiniz gibi inşallah bu da daha güzel şeylere vesile olur. Kimsenin kimseye dayatmadığı, özgürlüklerin bir olduğu güzel ülkemizde insanların bir araya gelip birbirini dinleyerek, birbirinin inançlarına, dillerine saygı duyarak hiç kimsenin öbüründen üstün olmadığına inanarak, kardeşçe Cumhuriyetimizi önümüzdeki süreçte birlik ve beraberlik içinde taşıyacağımızı umut ediyorum.

Deniz Gezginci