GURBETÇİYE TUZAK: İNANÇ KÜLTÜRÜ

01.06.2015 - 19:37, Güncelleme: 01.12.2021 - 20:21 3059+ kez okundu.
 

GURBETÇİYE TUZAK: İNANÇ KÜLTÜRÜ

Münihin Sesi köşe yazarlarınan Zekeriye Uçar'ın GURBETÇİYE TUZAK: İNANÇ KÜLTÜRÜ başlıklı yazısına haberin devamından ulaşabilirsiniz.
70`li yılların sonlarına doğru Türk Toplumu`nun „Kalıcı Göçmen“ olduğu belirginleşmeye başladı. Bir taraftan Türkiye`nin aşamadığı ekonomik çıkmazlar, diğer taraftan siyasi çatışmalar gurbetçileri korkuttu. “Bir gün dönüş” diye düşünerek ağır çalışma şartlarında biriktirdikleri parayı daha ne yapacaklarını bile düşünemeden ya da kararını veremeden; Türkiye az gelişmiş ülke olarak global sermayeye verdikleri yüksek faizi göçmen vatandaşına da teklif edince, gurbetçi parası devlet kontrolünde çoğalmaya başladı ve bu çoğalma 90`lara kadar sürdü. Siyasalda ise 1980´e kadar süren Türkiye’de ki fırtınalı yıllara Avrupa`daki Türk Toplumu mesafeli durdu. Geçim derdinde ki ve ekonomik birikimi düşünen toplumu ilgilendirmedi siyaset ve hatta 12 Eylül faşist darbesinden kaçan veya vatandaşlıktan çıkarılanların yurtdışındaki örgütlenme çabaları da sonuç vermedi. Bir bakıma da 12 Eylül`ün getirdiği derin sessizliğin ardından Özallı tüketim toplumuna dayalı açılım yılları gurbetçinin de işine geldi. Her yere telefon edebilmesi, her şeyi bolluk içinde görmesi yetti Almanya`dan izine gidenler için. (Ne yazık ki o zaman piyasada bolluğun olmasını, rahat döviz taşınmasını yeterli görüp iktidarı alkışlayan göçmen Türk Toplumu, bu sefer tam 35 yıl sonra mevcut iktidarı „…çift yol yaptı ya!“ diye alkışlıyor) Türkiye`de halk tüketim toplumuna dönüştürülürken, yurtdışındaki vatandaş üreten toplumda kazandığını Türkiye`de tüketim toplumunda harcamasının Vatan`da yaşayan halka olumsuz yansıdığının farkına varamadı. Yani gurbetçi, Özal`ın yarattığı tüketici toplumu ile Türkiye`nin siyasal ve ekonomik yapısının nereye sürüklendiğini bilemeden, bu modele tam destek verdi. 1990`lı yıllara kadar devletten aldıkları ve hatırı sayılır biriktirdikleri paraya 90`lardan sonra uluslararası sermayenin de faizleri gittikçe düşürmesiyle devlet de faiz vermiyordu artık. Elde kalan para ne olacaktı? Gurbetçinin parasını bir tuzak bekliyordu. Neydi bu tuzak? Hepimizi bildiği gibi Yeşil Sermaye! Yeşil Sermaye elini ovuşturdu ve en güçlü Alman üretim ekonomisinin art ı- değerinin en az 5 katı teklifle paraya sahip oldu. Ama Gurbetçi, üretim toplumunun veremediği kar payını, göklere çıkardığı Özal`ın Tüketim Toplumu modelinde hayat bulan „Saadet Zincirinden alacağını zannetti, tuzağına düştü. Gurbetçiye bu tuzak inanç kültürü kullanılarak kuruldu. Zekeriye UÇARzekeriyeucar@hotmail.de
Münihin Sesi köşe yazarlarınan Zekeriye Uçar'ın GURBETÇİYE TUZAK: İNANÇ KÜLTÜRÜ başlıklı yazısına haberin devamından ulaşabilirsiniz.

70`li yılların sonlarına doğru Türk Toplumu`nun „Kalıcı Göçmen“ olduğu belirginleşmeye başladı. Bir taraftan Türkiye`nin aşamadığı ekonomik çıkmazlar, diğer taraftan siyasi çatışmalar gurbetçileri korkuttu.

“Bir gün dönüş” diye düşünerek ağır çalışma şartlarında biriktirdikleri parayı daha ne yapacaklarını bile düşünemeden ya da kararını veremeden; Türkiye az gelişmiş ülke olarak global sermayeye verdikleri yüksek faizi göçmen vatandaşına da teklif edince, gurbetçi parası devlet kontrolünde çoğalmaya başladı ve bu çoğalma 90`lara kadar sürdü.

Siyasalda ise 1980´e kadar süren Türkiye’de ki fırtınalı yıllara Avrupa`daki Türk Toplumu mesafeli durdu. Geçim derdinde ki ve ekonomik birikimi düşünen toplumu ilgilendirmedi siyaset ve hatta 12 Eylül faşist darbesinden kaçan veya vatandaşlıktan çıkarılanların yurtdışındaki örgütlenme çabaları da sonuç vermedi. Bir bakıma da 12 Eylül`ün getirdiği derin sessizliğin ardından Özallı tüketim toplumuna dayalı açılım yılları gurbetçinin de işine geldi.

Her yere telefon edebilmesi, her şeyi bolluk içinde görmesi yetti Almanya`dan izine gidenler için. (Ne yazık ki o zaman piyasada bolluğun olmasını, rahat döviz taşınmasını yeterli görüp iktidarı alkışlayan göçmen Türk Toplumu, bu sefer tam 35 yıl sonra mevcut iktidarı „…çift yol yaptı ya!“ diye alkışlıyor)

Türkiye`de halk tüketim toplumuna dönüştürülürken, yurtdışındaki vatandaş üreten toplumda kazandığını Türkiye`de tüketim toplumunda harcamasının Vatan`da yaşayan halka olumsuz yansıdığının farkına varamadı. Yani gurbetçi, Özal`ın yarattığı tüketici toplumu ile Türkiye`nin siyasal ve ekonomik yapısının nereye sürüklendiğini bilemeden, bu modele tam destek verdi.

1990`lı yıllara kadar devletten aldıkları ve hatırı sayılır biriktirdikleri paraya 90`lardan sonra uluslararası sermayenin de faizleri gittikçe düşürmesiyle devlet de faiz vermiyordu artık. Elde kalan para ne olacaktı? Gurbetçinin parasını bir tuzak bekliyordu. Neydi bu tuzak? Hepimizi bildiği gibi Yeşil Sermaye! Yeşil Sermaye elini ovuşturdu ve en güçlü Alman üretim ekonomisinin art ı- değerinin en az 5 katı teklifle paraya sahip oldu. Ama Gurbetçi, üretim toplumunun veremediği kar payını, göklere çıkardığı Özal`ın Tüketim Toplumu modelinde hayat bulan „Saadet Zincirinden alacağını zannetti, tuzağına düştü. Gurbetçiye bu tuzak inanç kültürü kullanılarak kuruldu.

Zekeriye UÇAR
zekeriyeucar@hotmail.de

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve munihinsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.