HIRKA

06.06.2022 - 12:19, Güncelleme: 06.06.2022 - 13:10 3067+ kez okundu.
 

HIRKA

Deniz Gezginci'nin kaleme aldığı Hırka hikayesine haberin devamından ulaşabilirsiniz.
Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden Almanya’ya geliyorlar- keşke gelmek zorunda kalmasalar-. Hani “beyin göçü” dediğimiz şey var ya. İşte o göç eden beyinler. Onlar da ister elbet kendi ülkelerinde değer görmeyi. Ne yazık ki göremiyorlar. Onların okulu bitirdikten sonra geleceği kadrolara ya bir cemaatçi ya bir tanıdık ya da bir yandaş yerleştiriliyor. Bu gençlerimizin en büyük hayalleri kendilerini yurtdışına atmak olmuş. Güzel ülkemiz için ne acı değil mi? Buraya gelenler Boğaziçili'si, ODTÜlü'sü, Koçlu'su, Sabancılı'sı… Her biri Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden mezun, süper beyinleri. Birçoğu sınavlarda derece yapmış gençler. Gelenler arasında Uçak Mühendisi mi? ararsın, Genetik Mühendisi mi? , Bilgisayar Mühendisi mi?, Doktoru mu?, Mimarı mı? Belki de çoğu ilk defa ailelerinden uzağa çıkıyor. Almanya gibi zor bir dile sahip, sert kuralları olan bir ülkenin sert yüzünü daha buraya gelmeden görüyorlar.  Çünkü burada her yerde para işlemiyor. Mesela ev bulmak, oda bulmak öyle kolay değil. Almanlar para uğruna yeşil doğayı katletmemiş, her yere apartman dikmemiş. Elimizdeki konut sayısı bu kadar, fiyatları da bunlar. İşinize gelirse diyorlar. Burada ev kiraları neredeyse bir maaş kadar. Öğrencinin gözünün yaşına bakmıyorlar. Bırakın evi, WG (Wohngemeinschaft) dedikleri yani birden fazla kişiyle paylaştıkları bir evin odasına dahi 400 ila 700 Avro arasında para ödüyorlar.  İşe başvurur gibi sizden eve başvurmanızı, öz geçmişinizi istiyorlar. Anlayacağınız buraya master yapmaya, doktoraya, yüksek lisansa gelen gençleri Almanya’da kolay bir hayat beklemiyor. Türkiye’de ailesi varlıklı olanlar, 16 kat Euro kuruna rağmen bir şekilde durumu idare ediyorlar ama devlet memuru çocukları, işçi çocukları burada gerçekten zorlanıyorlar. Üniversiteyi gurbette okuyan bir memur çocuğu olan ben bu gençlerimiz için kolları sıvadım. Onlara ev bulmak, iş bulmak, ihtiyaçlarını karşılamak için Münihin Sesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Platformu’nu kurdum. Biliyorum yapabildiğim denizde küçük bir damla. Ama o meşhur deniz yıldızı hikayesindeki gibi. Karaya vuran bir öğrencinin hayatına dokunabilirsek, ne mutlu...   Biliyorum lafı çok uzattım. Çoğunuzun bu yazıya “hırka” başlığın neden attın sitemini duyar gibi oluyorum. O halde yazımızın başlığına konu olan küçük bir hikâye ile bitirmek istiyorum. Buraya gelen gençlerin hayat hikayelerini dinliyorum. Bazı hikayeler beni o kadar etkiliyor ki onları yazmadan olmaz. Tabii hikayelerini yazarken isimlerini kullanmayacağım. Sadece o hikayelerin ne kadar anlamlı olduklarını, buraya gelen gençlerimizin ne zorluklarla mücadele ettiğini, hangi duygular içerisinde olduğunu  bilin istiyorum. İşte o hikayelerden biri... Buraya gelen ve ilk etapta yurt bulmakta zorlanan genç bir kızımızı çok sevdiğim bir arkadaşım evine alıyor. Ona ayrı bir oda açıyor, rahat çalışabileceği ortam hazırlıyor, yemeğini, içeceğini kapısına kadar getiriyor. Yeter ki bu kızımız derslerine iyi çalışabilsin istiyor. Bunun için tabii ki hiçbir ücret beklemiyor. Öğrenci kızımız artık ailenin bir üyesi oluyor. Almanya’yı az çok tanıyanlar bilirler. Burada havalar soğuktur ama evlerin içinin ısıtması çok iyidir. Çoğu evde merkezi ve alttan ısıtma olduğu için kışın bile evin içinde kısa kollularla gezebilirsiniz. Bu öğrenci kızımızın kaldığı evde olduğu gibi. Öğrenci kızımız dahil herkesin kısa kolluyla gezdiği evde, ailesi ile ne zaman internet üzerinden görüntülü olarak görüşecek olan kızımız üzerine bir hırka giyiyor ve hırkasını giymeden kamerayı açmıyor. Kaldığı evin annesinin bu durum ilgisini çekiyor. Bir, iki, üç… Kız ne zaman Türkiye’deki ailesi ile görüntülü bir konuşma yapacak olsa üzerine kalın hırkasını giyip kamerayı öyle açıyor.  Evin annesi merak ediyor,  soruyor; Güzelim ev çok sıcak, sen neden ailenle görüntülü konuşurken üzerine hırka giyiyorsun? Öğrenci kızımızın şu cevabı yürekleri dağlıyor… “Ablacım benim ailemin durumu çok yok. Biliyorum kardeşlerim şu an Türkiye’de ısınma sorunu çekiyor ve soğukta oturuyorlar. Onlar bu kış ayında soğukta otururken ben burada yazlıklarla karşılarına çıkmayı içime sindiremiyorum. O nedenle üzerime hırka alıyorum. Kardeşlerim üzülmesinler istiyorum” diyor…   Deniz Gezginci denizgezginci@hotmail.com
Deniz Gezginci'nin kaleme aldığı Hırka hikayesine haberin devamından ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden Almanya’ya geliyorlar- keşke gelmek zorunda kalmasalar-. Hani “beyin göçü” dediğimiz şey var ya. İşte o göç eden beyinler. Onlar da ister elbet kendi ülkelerinde değer görmeyi. Ne yazık ki göremiyorlar. Onların okulu bitirdikten sonra geleceği kadrolara ya bir cemaatçi ya bir tanıdık ya da bir yandaş yerleştiriliyor. Bu gençlerimizin en büyük hayalleri kendilerini yurtdışına atmak olmuş. Güzel ülkemiz için ne acı değil mi?

Buraya gelenler Boğaziçili'si, ODTÜlü'sü, Koçlu'su, Sabancılı'sı… Her biri Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden mezun, süper beyinleri. Birçoğu sınavlarda derece yapmış gençler. Gelenler arasında Uçak Mühendisi mi? ararsın, Genetik Mühendisi mi? , Bilgisayar Mühendisi mi?, Doktoru mu?, Mimarı mı?

Belki de çoğu ilk defa ailelerinden uzağa çıkıyor. Almanya gibi zor bir dile sahip, sert kuralları olan bir ülkenin sert yüzünü daha buraya gelmeden görüyorlar.  Çünkü burada her yerde para işlemiyor. Mesela ev bulmak, oda bulmak öyle kolay değil. Almanlar para uğruna yeşil doğayı katletmemiş, her yere apartman dikmemiş. Elimizdeki konut sayısı bu kadar, fiyatları da bunlar. İşinize gelirse diyorlar. Burada ev kiraları neredeyse bir maaş kadar. Öğrencinin gözünün yaşına bakmıyorlar. Bırakın evi, WG (Wohngemeinschaft) dedikleri yani birden fazla kişiyle paylaştıkları bir evin odasına dahi 400 ila 700 Avro arasında para ödüyorlar.  İşe başvurur gibi sizden eve başvurmanızı, öz geçmişinizi istiyorlar.

Anlayacağınız buraya master yapmaya, doktoraya, yüksek lisansa gelen gençleri Almanya’da kolay bir hayat beklemiyor. Türkiye’de ailesi varlıklı olanlar, 16 kat Euro kuruna rağmen bir şekilde durumu idare ediyorlar ama devlet memuru çocukları, işçi çocukları burada gerçekten zorlanıyorlar.

Üniversiteyi gurbette okuyan bir memur çocuğu olan ben bu gençlerimiz için kolları sıvadım. Onlara ev bulmak, iş bulmak, ihtiyaçlarını karşılamak için Münihin Sesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Platformu’nu kurdum. Biliyorum yapabildiğim denizde küçük bir damla. Ama o meşhur deniz yıldızı hikayesindeki gibi. Karaya vuran bir öğrencinin hayatına dokunabilirsek, ne mutlu...  

Biliyorum lafı çok uzattım. Çoğunuzun bu yazıya “hırka” başlığın neden attın sitemini duyar gibi oluyorum. O halde yazımızın başlığına konu olan küçük bir hikâye ile bitirmek istiyorum.

Buraya gelen gençlerin hayat hikayelerini dinliyorum. Bazı hikayeler beni o kadar etkiliyor ki onları yazmadan olmaz. Tabii hikayelerini yazarken isimlerini kullanmayacağım. Sadece o hikayelerin ne kadar anlamlı olduklarını, buraya gelen gençlerimizin ne zorluklarla mücadele ettiğini, hangi duygular içerisinde olduğunu  bilin istiyorum.

İşte o hikayelerden biri...

Buraya gelen ve ilk etapta yurt bulmakta zorlanan genç bir kızımızı çok sevdiğim bir arkadaşım evine alıyor. Ona ayrı bir oda açıyor, rahat çalışabileceği ortam hazırlıyor, yemeğini, içeceğini kapısına kadar getiriyor. Yeter ki bu kızımız derslerine iyi çalışabilsin istiyor. Bunun için tabii ki hiçbir ücret beklemiyor. Öğrenci kızımız artık ailenin bir üyesi oluyor.

Almanya’yı az çok tanıyanlar bilirler. Burada havalar soğuktur ama evlerin içinin ısıtması çok iyidir. Çoğu evde merkezi ve alttan ısıtma olduğu için kışın bile evin içinde kısa kollularla gezebilirsiniz. Bu öğrenci kızımızın kaldığı evde olduğu gibi.

Öğrenci kızımız dahil herkesin kısa kolluyla gezdiği evde, ailesi ile ne zaman internet üzerinden görüntülü olarak görüşecek olan kızımız üzerine bir hırka giyiyor ve hırkasını giymeden kamerayı açmıyor.

Kaldığı evin annesinin bu durum ilgisini çekiyor. Bir, iki, üç… Kız ne zaman Türkiye’deki ailesi ile görüntülü bir konuşma yapacak olsa üzerine kalın hırkasını giyip kamerayı öyle açıyor.

 Evin annesi merak ediyor,  soruyor;

  • Güzelim ev çok sıcak, sen neden ailenle görüntülü konuşurken üzerine hırka giyiyorsun?

Öğrenci kızımızın şu cevabı yürekleri dağlıyor…

  • “Ablacım benim ailemin durumu çok yok. Biliyorum kardeşlerim şu an Türkiye’de ısınma sorunu çekiyor ve soğukta oturuyorlar. Onlar bu kış ayında soğukta otururken ben burada yazlıklarla karşılarına çıkmayı içime sindiremiyorum. O nedenle üzerime hırka alıyorum. Kardeşlerim üzülmesinler istiyorum” diyor…

 

Deniz Gezginci
denizgezginci@hotmail.com

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve munihinsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.